Vasf-ı İstanbul Şiiri - Nedim

Lale devri nedim

bu şehr-i sitanbul ki bi misl ü behâdır
bir sengine yek pâre acem mülkü fedâdır

bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
hurşid-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl
bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır

altında mı üstünde midir cennet-i a`lâ
el-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır

her bağçesi bir çemenistân-ı letafet
her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır
-------------------------------------

İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek
Gülzarların cennete teşbih hatadır

Cennetten Bir Köşe İstanbul Şiiri - İbrahim Necati Günay

istanbul

Yerde sararmış bir yaprak görürsen eğer,
İstanbul seyretmeye değer,
Gel ara beni,
Gel İstanbul,
İstanbul canım İstanbul,
İstanbul Mevla`dan almış güzelliğini,
Sana borçluyum güzelliğimi,
Ah! Canım İstanbul,
Gel ara beni,
Bul, İstanbul,
Tepelerin var, tane tane,
Geceleri pişer sokaklarında kestane,
Canım İstanbul,
Şarkılarda dolanır dillere,
Bebek ve Aşiyan,
Ne mutludur senin ile iç içe yaşayan,
Canım İstanbul,
Gel ara beni bul,
Etrafında surların var sıra sıra,

Boğaz Gezintisi Şiiri - Özdemir Asaf

istanbul boğazı ve yalı

Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında.
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!

Vapurlar değil, Boğaz`dan geçen:
Boğaz`dan yalılar geçiyor.
Toplamış sulardan eteklerini,
Odasına çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmeyen âlemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.

Bir Aralık Akşamı - Yılmza Erdoğan

Dolmabahce şiiri

Beyoğlu`ndan Dolmabahçe`ye Taşınan Bir Aralık Akşamı Şiiri

Ne günlermiş, ne günlermiş
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe`de, çay tadında...
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep`i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...

Beyazıt Meydanı`ndaki Ölü Şiiri - Nazım Hikmet

Beyazıt Meydanı

Bir ölü yatıyor
on dokuz yaşında bir delikanlı
gündüzleri güneşte
geceleri yıldızların altında
İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda.

Bir ölü yatıyor
ders kitabı bir elinde
bir elinde başlamadan biten rüyası
bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında
İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda.

Bir ölü yatıyor
vurdular
kurşun yarası
kızıl karanfil gibi açmış alnında
İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda.

Alınyazısı Saati Şiiri, İstanbul - Sezai Karakoç

Yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun
Yaklaştıkça büyüyen
Ayrıntıları setleri bahçeleri
Yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan
İşte ben o şehri yaşadım yıllarca
İstanbulda parça parça
Çeşmelerinde ayı yaşadım
Servilerinde ayla birlik bölündüm
Ayla birlik yaralandım
İstanbul mezarlıklarını aydınlatan ayla
Soludum bölük bölük ahiretin
Keskin çizgili özgürlüğünü
Kanlı canlı özgürlüğünü ay kesmesi
İçtim sıcak bir yaz günü içilen buz gibi bir vişne şurubu benzeri
Kutsallığın ballı biberli çilekli çile kevserini

Ağa Camii Şiiri - Nazım Hikmet

Ağa Cami

Havsalam almıyordu bu hazin hali önce
Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce

Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
Allahımın ismini daha çok candan andım.

Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!
Böyle sokaklarda ki, anası can verirken,

Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var...
Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar,

En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini,
Üstünde orospular yükseltiyor sesini.

Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor,
Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor.

İstanbul Dili - Asaf halet Çelebi

Asaf Halet Çelebi

annemin dili
babamın dili
İstanbulumun dili
İstanbullumun dili
İstanbulumun efendisi
hanımefendisi
sokaklarımın bekçisi
yoğurtçusu, balıkçısı
can dilimi konuşanım
canım benim

ninnilerimi bu dil söyledi
masallarımı bu dil
bu dille duydum türkülerimi
bu dille okudum şairlerimi
"zalim beni söyletme derunumda neler var

Sayfalar